Değerli Meslek Mensuplarımız
Saygıdeğer Kamuoyu;

Orman ve orman yangınları değil bir başlıkta onlarca başlık binlerce sayfa ve yüzlerce kitapta kayıt altına alınsa bihakkın anlatılamayabilir.

Dönem içerisinde dilimiz döndüğünce aklımız yettiğince 40 yıla yakındır ormancılık birikimimizin hem şu andaki devletimizin Siyasal ve Bürokratik Yönetim Erkine bir bakış açısı oluşturması için, hem de Meslektaşlarımıza ve Meslek Camiamıza duygu dünyamızdaki ve bilgi hazinemizdeki birikimlerimizi aktarma maksadıyla başlamış olduğumuz ormancılıkla ilgili yazı serüvenimize bu haftaki konumuz ormanlarımız ve orman yangınları şeklinde bir başlık ve gündem oluşturmuş bulunmaktayız.

Neden bu başlık ve bu gündem?

Yangın sezonu içerisinde bulunduğumuzda hem yapılan mücadelenin hem yapılan eleştirilerin hem de yapılan tavsiyelerin maalesef ve üzülerek ifade ediyorum ki bir değeri harbiyesi olmamakta ya da olamamaktadır.

O nedenle hazır yangın sezonu öncesinde bulunmamızı bir imkan bilerek görüş, düşünce ve tavsiyelerimizi saygıdeğer kamuoyumuzla ve ilgililerle paylaşalım ki belki birilerinin dikkatini çeker, belki ilgililer takip eder, belki karar vericiler görür, ülkemizin akciğerleri ormanlarımız dünyanın en büyük düşmanı ateşe ve yangına karşı korunması için gerekli tedbirler alınır ümidini taşımaktayım.

Son yıllarda iklim değişikliği dünyanın bir hakikati haline döndü ve iklimin değişmesi otomatikman küresel ısınma süreci ile beraber doğru orantılı bir yol izlemektedir.

Şöyle kısaca Küresel Isınmanın orman yangınlarına etkisini izah etmeye çalışalım;

Küresel ısınmaya bağlı olarak dünyada ve ülkemizde son yıllarda orman yangınlarında ciddi artışlar yaşanmaktadır.

Sıcaklık artışları ve yağış rejimindeki azalışlar kuraklık sonucunu doğurmaktadır.

Yaşanan kuraklıklar yangınların sayısını artırırken istikrarsız hava halleri sonucu oluşan rüzgarlar yangınların yayılması ve büyümesinde önemli bir unsur olmaktadır.

1880 yılından bu yana yapılan meteorolojik ölçümlerde, yaşadığımız son 10 yılın 9’u tarihteki en sıcak yıllar olarak kayıtlara geçmiştir.

Ülkemizde de geçtiğimiz yıl uzun yıllar sıcaklık ortalamalarının 2,3 derece üzerinde gerçekleşerek yeni bir rekor kırmıştır.

Bu nedenle kuraklığın en etkili seyrettiği batı bölgelerimiz orman yangınlarına karşı aşırı kırılgan bir hale gelmiş ve bu bölgelerde ciddi yangınlarla karşılaşılmıştır.

Global Forest Watch (küresel orman izleme) sitesinden alınan bilgilere göre; dünya genelinde 2001-2012 yıllarını kapsayan dönemde yılda ortalama 44 milyon hektar orman alanı yangınlardan zarar görürken, 2013-2023 yıllarını kapsayan dönemde yangınlardan zarar gören orman alanı 94 milyona çıkmıştır.

Bu bilgiler bize göstermektedir ki artık küresel ısınma ve iklim değişikliği dünyanın reddedilemez bir hakikatidir

Öncelikle bu hakikati bilip ve kabullenip bu realite göz önüne alınarak neler yapılması gerektiğine uzmanlar ve idarecilerin çözümler üretmesi gerekmektedir.

Türkiye ormanları hem küresel ısınma dolayısıyla iklim değişikliği etkisinde bulunmakta, hem Akdeniz kuşağı ülkelerden birisi olmakta ve mevcut ormanları %55’i yangına hassas alanlardan oluşmaktadır

Şimdi böyle bir coğrafya, böyle bir iklim bize orman yangınları ile mücadele eden devlet adına yetkili kurum olan Orman Genel Müdürlüğü’nün gerekli tedbirleri almasını ve Türkiye’nin akciğerleri ormanları koruması gerektiği sonucunu gösteriyor

Şunun altını çizelim;

Türkiye coğrafyasını 100 birim üzerinden değerlendirdiğimizde

%30’luk kısmı orman tanımı ile tanımlanmakta

%60’lık kısmı orman dışı kırsal alan dediğimiz mera ve ziraat alanından oluşmakta

%10’luk kısmı ise yerleşim alanlarından müteşekkil olmaktadır.

Devlet adına orman olarak tanımlanan alanlardaki orman yangınlarından sorumlu kurum Orman Genel Müdürlüğüdür

Orman dışı kırsal alan olan %60’lık kısım ile yerleşim alanı olan %10’luk kısımdan ise belediye teşkilatlarının sorumlu olduğu meri mevzuat da kayıt altına alınmıştır.

Öncelikle 86 milyon ülke insanın bilmesi gereken bu hakikati büyük harflerle bir kenara not edip ve altını renkli kalemle ve kalın puntoyla çizmemiz gerekiyor.

Evet küresel ısınma var, iklim değişikliği oluştu. Türkiye Akdeniz yangın kusağı ülkelerinden bir tanesi. Türkiye ormanlarını %55’i yangına hassas alanlardan oluşmakta. Eyvallah buna kimsenin itirazı yok ve olamazda.

Orman Genel Müdürlüğü devletin kendisine yüklemiş olduğu sorumlulugu %30 orman alanıyla ilgili olarak planlamak ve mücadele programlarını buna göre yapmak zorundadır

Geri kalan %60 ve %10 toplamda %70 alandaki yangınlardan sorumlu birimlerin belediye teşkilatlarımız olduğu bilinmeli ve kayıt altına alınmalıdır

Ki bu konuda Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız belediyelerin bu konuda yapması gereken hazırlıklarla ilgili talimatını kamuoyuna önünde tüm belediye teşkilatlarına vermiş bulunmaktadır.

Şimdi bu bilgiler çerçevesinde kamuoyunda çıkan her yangının orman yangını olarak haberleştirildiği realitesi çerçevesinde olayları bir değerlendirelim.

Bilinmelidir ki Orman Genel Müdürlüğü orman yangınlarıyla mücadele için sahip olması gereken hava filosu, kara filosu ve makine ekipman durumunu sağlamak zorundadır

Orman Genel Müdürlüğünün Hava ve Kara Gücü:

14 İHA

105 Helikopter

27 Uçak

1.786 Arazöz

2.742 İlk Müdahale Aracı

831 İş makinası

Şimdi bu verilerle orman yangınları ile mücadeleyi değerlendirdiğimizde eğer sadece %30’luk orman alanı dikkate alınacak ise (ki kanun gereği Orman Genel Müdürlüğü bu alandan sorumludur.) hava filosu, makine ekipmanı yeterli düzeyde olup insan kaynağı açığı ciddi manada eksik bir durumdadır.

Ancak son yıllarda çıkan yangınların %50’den fazlası orman dışı kırsal alanda başlayarak ormana sıçramakta olduğu nettir.

Orman dışı kırsal alandaki yangınlara müdahale yetkisi ve sorumlulugu belediye teşkilatlarındadır.

Ancak ne acıdır ki belediye teşkilatlarımız itfaiye birimlerini sadece yerleşim alanlarındaki yangınlara müdahale yapabilecek makine ekipman ve insan kaynağıyla dizayn etmişlerdir.

Orman dışı kırsal alana müdahale edebilecek makine ekipmanları olmadığı gibi yetişmiş insan kaynakları da bulunmamaktadır.

Şimdi burada net olarak şu kararın verilmesi gerekmektedir.

Kanun gereği sorumlu oldukları orman dışı kırsal alandaki yangınlarla ilgili belediyeler görevini yapacak mı?

Evet yapacaksa yetişmiş insan kaynağı ve kırsal alanda yangına müdahale edebilecek makine ekipmanı ihtiyaçlarını ivedilikle karşılamalıdırlar

Yok devletimiz kırsal alan olan ormanlarda profesyonellik derecesinde uzmanlaşmış Orman Genel Müdürlüğümüz mera ve ziraat arazilerindeki yangınlara da fiilen müdahale ettiği gibi resmen de sorumludur kararı verilecekse o zaman Orman Genel Müdürümüzün yukarıda hava ve kara filosunda yeterli dediğimiz sayılar takviye edilmeli eksik olan insan kaynağı da ciddi manada artırılmalıdır

Ayrıca yangın bölgelerinde ve yangın sezonunda vardiyalı çalışma düzenine mutlaka geçilmelidir. Orman Genel Müdürlüğümüz yangın sezonunda yangına müdahale ekipleri şeklinde hizmet alım modelini hayata geçirmeli ve her ekibin başında bir orman mühendisinin çalışmasını sağlamalıdır.

Bütün bunlar yapılırken Orman Genel Müdürlüğümüz OYM; Orman Yangınlarıyla Mücadele Dairesi Başkanlığı marifetiyle uzunca yıllardan beri çok başarılı yangınlarla mücadele sürecini yürütmüştür.

Dikkat Dikkat

Ancak son yıllarda kimin etkisi ve hangi yanlış bilginin yönlendirmesiyle oluştuğunu bir türlü anlamadığımız Orman Genel Müdürlüğü’nde Havacılık Dairesi Başkanlığı kurulması stratejik olarak doğru olmamıştır.

Orman yangınlarında hem planlama hem müdahale OYM DB adı ve yapısıyla yürütülürken şimdi çift başlılık söz konusu olmuştur.

Son yıllarda yangınlarla mücadelede ve yangınlara müdahalede bu iki farklı karar verici kurumun koordinasyonunda zorluklar yaşandığı ve maalesef bunun da akciğerlerimiz ormanlarımızın yangına karşı korunması konusunda zafiyetler oluşturduğu tartışılmaktadır!

Başka bir konu ise hava filosu ve çok değerli pilot arkadaşlarımızın orman yangınlarıyla mücadelede çok önemli bir değer olduğu kimse tarafından reddedilemez.

Ancak herkes her yerde değil olması gerektiği yerde değerli ve önemlidir.

Çok yüksek ücretlerle yangın sezonu için sözleşmeli hizmet alımıyla milletimizin hizmetine sunulan pilot arkadaşlarımızın asli görevlerini yapması kaydıyla saygınlığı ve değerinde hiçbir sorun yoktur.

Bu tür çalışmaları ve elde edilen başarılarda hem teşkilat çalışanları hem de kamuoyu tarafından takdirle karşılanmaktadır.

Ancak yedi aylık sezonda pilotluk görevi yapmak üzere çalışması gereken arkadaşlarımız çok yüksek ücretlerle klasik devlet memurluğu görevlerini yapmaya başlarlarsa ve 12 ay devam ederlerse hem çalışma barışı bozulur ki bozuldu hem de verimlilik düşer ki düştüğünü herkes görmektedir.

O nedenle başta Bakanlığımız olmak üzere Genel Müdürlüğümüzden mümkünse tek daire başkanlığı düzenine dönülmesi değilse havacılık dairesinin de bu işin eğitimini almış orman mühendislerinin eliyle yürütülmesi, pilot arkadaşlarımızın da uzman oldukları helikopter ve uçaklarımızın kokpitlerinde görevlerini bugüne kadar yaptıkları gibi bir hakkın yapmaya ve yangın sezonuyla sınırlı hizmet alımlarına dönülmesi önem arz etmektedir

Yazdıklarımızdan ve önerilerimizden hiç kimse, hiçbir makam, hiçbir kurum kişisel bir alınganlık göstermesin.

Çünkü asla ve kata niyetimiz kimseyi üzmek, kırmak ya da rencide etmek değildir.

Ancak bulunmuş olduğumuz görev ve pozisyon ve mesuliyet, hakikati söylemek zorunluluğunu doğurmaktadır.

İnandığımız ve tabi olduğumuz dini mübin İslam yöneticilerinden Hazreti Ömer efendimiz bir vaazında ben yanlış yaptığımda ne yaparsınız sorusuna kendisini dinleyen cemaatten bir Müslüman kalkarak kılıcını çıkartıp şu kılıçla ya Ömer senin hatanı düzeltirdik diyerek bir devlet başkanının bile hatasını düzeltmeyi bu çıplak örnekle anlatan bir dinin mensubu, bir misyonun Hizmetkarı bir kişi olarak yanlışları doğrularını göstererek izah etmek boynumuzun borcudur.

Biz devletimizin siyaset ve bürokrasi üst yöneticilerimizin hatası ya da eksikliği şudur ve kılıçla düzeltiriz gibi bir iddia ve hadsizlik yapmayacağımıza göre ve bu bütün herkes tarafından şahsımızda tanındığı için bilindiğine göre

En azından fikrimizde, ilmimizde ve bilmimizde olup da beyin süzgecimizden geçen doğruları kalemimizle kağıda dökerek tüm kamuoyuna duyurmayı vicdani bir sorumluluk olarak görmekteyiz.

İzahlarımız bu şekilde değerlendirilirse ve anlaşılırsa maksadına hizmet etmiş olur aksi halde farklı bakışlar ve yorumlar bu ülkeye iyilik değil kötülük oluşturmuş olur.

Bugününüz ve yarınınız, sağlıklı ve huzurlu olsun inşallah!..

Hasan Türkyılmaz
Orman Mühendisleri Odası Genel Başkanı